Anasayfa | Biyografiler | Dosyalar | Haberler | Kategoriler | Arşiv | Rss
 

Hakkında
Elektroik Kütüphaneler bilgiyi elektronik ortama taşıyıp öğrencilere ya da bilgiye ihtiyaç duyanlara ulaştırmak için ... [»]

» Haberler | ABD'den İnsan Çipi ne Onay [»] , Diğer Haberlere Ulaşmak İçin Tıklayınız.

»  Sinekli Bakkal - özet

 admin , 06 Mayıs 2007 tarihinde
 Makaleyi Yazdır    |  Makaleyi Email İle Gönder

Sinekli Bakkalın konusu kısaca,İstanbul’un Sinekli Bakkal mahallesinin Sinekli Bakkal sokağında doğup büyüyüp evlenen Rabia adlı bir hafız kızının ve çevresindekilerin hayatıdır.
Kızın annesi,mahallenin,menhusluğu ve cimriliği ile tanınmış imanının aksi ve şirret kızı Emine; babası,mahalleye bakkallık,İstanbul’a meddahlık eden,kadın yüzlü ve kadın huylu “Kız Tevfik”.Zavallı adam,daha düğünlerinin senesi dolmadan kadını boşamak zorunda kalıyor.Daha sonra da,orta oyununda kadın rolüne çıkarken “Bakkal Çırağı” adlı bir oyun uydurup bunda karısının taklidini yapmak gafletini gösterdiği için,gazaba uğratılıyor ve Gelibolu’ya sürülüyor.O sürüldükten sonra doğan kızı Rabia huysuz annesinin dayağı ile büyüyor ve her türlü zevki,neşeyi cehennemlik bir hareket sayan zorba ruhlu büyükbabasının hocalığı ile hafız yetişiyor..
O tarafta oturan Zaptiye Nazarı Selim Paşa ve karısı Sabiha hanım,yaptıkları tuhaflıklarla kendilerini çok eğlendirmiş olan Tevfik’e sevgilerinden,kızı biraz büyüdükten sonra,himayelerine alıyorlar:ona tuttukları hocalarla Arapça,Farsça öğrettiriyor,hem de zamanın en iyi müzik ustalarından Vehbi Dede vasıtasıyla iyi bir müzik terbiyesi veriyorlar.Onlardan Tevfik’in,annesiyle dedesinin dediği gibi,cehennemlik ve sakınılacak bir adam değil de çok sevimli ve iyi kalpli bir insan olduğunu öğrenen Rabia,babası bir gün sürgünden çıkagelip tekrar mahallede bakkalık etmeye başlayınca onunla yaşamaya gidiyor.Rabia’nın gittikçe güzelleşen sesi de bütün bildiklerin ilgi ve beğenisini kazanmaktadır.Hatta,aslen İspanyol olup İstanbul’da on beş yıldır yerleşmiş ve sarayda piano hocası olacak kadar tanınmış Peregrini de,Selim Paşa’nın oğlu Hilmi’ye ders vermeye geldiği vakit tesadüfen duyarak bu sese vuruluyor.Rabia bu dost ve kendini beğenmiş kişiler çevresinde,çocuklukluktan genç kızlığa geçtiğini farketmeden,büyümektedir. “Rabia bu akşam ilk defa o kadar alışkın olduğu bu adamlar arasında kendini yabancı ve yalnız buldu.Rabia’ya onlar,kendisinin henüz girdiği bir yolun karşı köşesini dönüp giden insanlarla yılların hasıl ettiği arkadaşlık birdenbire kırılmış gibiydi.Bu akşam gençlik ve tabiat kalbinin kapısını çalıyordu.” Bu buhran çağına eren Rabia’yı Selim Paşanın bahçıvanının yeğeni genç Bilal’le karşılaştırıyor: Kurulmuş gönüllerden yaz yağmuru gibi,gelip geçen kısa ömürlü bir muhabbet…Rabia,gençlik isteklerinin tasasına düşmeye pek vakit bulamadan bir felaketle karşılaşıyor.Babası kadın kıyafetinde Fransız postahanesinden çıkarken “Üstünde koca bir paket muzır evrak” ile yakalanıyor.Zaptiye Nezareti’nin bütün korkutmalarına,Selim Paşa’nın bütün zorlamalarına rağmen bu işi kimler için yaptığını söylemiyor.Oğlu Hilmi’nin genç Türklerden olduğu ve Tevfik’i bu işi yapmaya onun kandırmış olduğu,Paşa’nın sezdiği ama ispat edemediği bir gerçektir.Tevfik ikinci defa sürülüyor;bu sefer Şam’a.Padişah, hem paşanın “vicdanını müsterih kılmak,hem de Hilmi beyin muzır edebiyata karşı nebaca hevesini kırmak için”onu da Şam’a vali muavini yapıyor; “Hilmi bey bir zaman için şehirde hikamete mecbur”. Selim Paşa’nın para yardımını reddeden ve konağına gitmeyi bırakan Rabia,kendilerini ve sürgündeki Tevfik’i geçindirebilmek için çalışmaya karar veriyor.Bu işte hem Peregrini,hem de Vehbi dede kendisine yardım ediyorlar;ona,müzik dersi verbileceği bir çok öğrenci buluyorlar.Hatta Peregrini kanalıyla Abdülhamid’in yeğenlerinden bir prensin evindeki üç halayığa da hoca oluyor.Kendi bulduğu bir makamla okuduğu mevlütlerse onu,İstanbul’un en beğenilen mevlüt okuyucusu yapıyor.Rabia,her gittiği yerde,gerek bağlı olduğu yoksul sınıfa özgü karakter gücü,gerek kendine özgü ses güzelliği ile herkesten sevgi ve saygı kazanmakta.Zamanla Peregrini ile aralarındaki dostluk ve aşka dönüyor. “Aralarında sade ve yıllar süren sade ve gayri şahsi rabıta ilk defa yüreklerine çarpıntı olan bir bağ oluvermişti”.Bu aşk,kırk yaşlarındaki Peregrine’ye,müslüman olup Osman adını aldırtacak ve Sinekli Bakkal’i benimsetecek güçtedir.Nihayet evleniyorlar.Çocukları doğduktan az sonra ilan edilen Meşrutiyet de Tevfik’i geri getirerek bu ailenin mutluluğunu tamamlıyor.

Benzer Makaleler

Yorum yapılmamış