SİLAHLARA VEDA - özet
Mayıs 6th, 2007 • kitap-özeti
->
Kitabın Konusu:
Birinci Dünya Savaşı sırasındaki sevimli bir İtalyan kasabasında karşılaşan gönüllü İngiliz hemşire Catherina Barkley ve italyan ordusunda ambulans şoförlüğü yapan Amerikalı teğmen Frederic Henry’nin bir süre sonra derin ve gerçek bir aşka dönüşen ilşkilerini anlatıyor.
Kitabın Özeti:
Savaşa başlama hazırlıkları sürüyordu. Ülkeler askerlerini ülkelerinin kritik bölgelerine yerleştiriyorlardı.Her yerde birlikler askerler intikal halindeydiler.Henry de bu savaşta yer alan İtalyan ordusuna mensup Amerikalı bir teğmendir. Henry Gorizia’da arkadaşları Rinaldi, Papaz ve diğer subaylarla birlikte Avusturya’ya karşı savaşıyordu.
Rinaldi köydeki revirde çalışan kız arkadaşı Catherina’yı Henry ile tanıştırır.İkisi arasında sonradan bir yakınlaşma olur ve birbirlerini severler.
Savaş kızışmaya başladı. Avusturya bölgedeki saldırılarını arttırdı. Henry bu sebeple cepheye gitti ve saldırının birinde bacağından ağır bir yara aldı. Milano’daki hastahaneye götürüldü ve Vitali adlı doktor kendisini ameliyat etti. Daha sonra Catherina da bu hastahaneye atandı ve burada Henry’e uzun süre baktı. İki sevgili Milano’da güzel günler geçirdiler. Henry’e cesaretinden ötürü gümüş madalya verdiler.
Henry iyileşti ve cepheye geri dönmek zorunda kaldı. iki sevgili tekrar ayrıldı. Henry cepheye döndüğünde İtalya’yı Almanya ve Avusturya karşısında geri çekilirken buldu. Yeni görev arkadaşları Bonello,Aymo, Bartolomeo ve Piani ile yola koyuldular. Yollarda bir çok engelle karşılaştılar her yanda geri çekilen birlikler, yurtlarını terketmiş, savaştan kaçan aç, yorgun insanlar vardı. Yollar kalabalık olduğundan yoldan sapıp çamur dolu tarlalara girdiler ve araçları çamura saplandı. Burada araçlarını bırakarak yollarına yaya olarak devam ettiler. İlerlerken bisikletleriyle intikal eden Almanlarla karşılaştılar. Almanya yarma operasyonu gerçekleştirmiş ve bunda da başarılı olmuştu. Hızla içerilere ilerliyorlardı ve tehlike her geçen gün artıyordu. Onlara yakalanmadan buradan ayrıldılar. Aymo bir an paniğe kapılarak yerini terketti ve kaçak bir astsubay tarafından öldürüldü. Henry ve arkadaşları Tagliamento kıyılarına vardılar. Burada savaş polisleri tarafından tutuklandılar. Savaş polisleri cepheden, kaçan askerleri yakalayıp sorguya çekiyorlar ve sonrada kurşuna dizerek cezalandırıyorlardı. Sorgulama sırası Henry ‘e gelirken Henry bir boşluktan yararlanıp kendini nehire atarak kurtuldu. Nehirle uzun süre boğuşarak sudan çıkmayı başardı. Bir tren yolunun yanına çıkan Henry farkedilmeden trene gizlice girdi. Trenden Milano’da atladı. Niyeti burada Catherina ‘yı bulmaktı. İki sevgili daha sonra burada buluştular.
Henry Milano’da kaldığı sürece yakalanıp tutuklanacağını biliyordu. Bu sebeple iki sevgili İsviçre’ye kaçmaya karar verdiler. Bir gece küçük bir sandalla büyük bir maceraya başladılar. Sabaha kadar kürek çekerek kimseye yakalanmadan büyük umutlarla İsviçre sahillerine çıktılar. Burada İsviçreli askerler tarafından göz altına alındılar. Kendilerini İsviçre’ye kış sporları için gelen turistler olarak tanıttılar. Montreal’e gitmek istediklerini belirtip yardım istediler. Konuksever İsviçre polisi onları Montreal’e ulaştırdı. Catherina ve Henry hayatının en güzel günlerini burada geçirdiler. Cat hamileydi ve bir çocukları olacaktı. İkiside çok mutluydu ve birbirlerinden asla ayrılmayacaklarını söylüyorlardı.
Bebeğin doğma zamanı epey yaklaşmıştı. Catherina güzel, sorunsuz bir hamilelik geçirmişti. Doğum sırasında aşırı sancısı vardı ve sancılara dayanamıyordu. Her sancı geldiğinde eter verilerek sakinleştiriliyordu. Zor bir doğumdu. En son çare olarak sezaryanla çocuğu aldılar ama anne karnında kordon bebeğin boynuna dolandığından bebek ölü olarak dünyaya geldi. Henry daha çok Catherina için endişeleniyordu. Doğum sonrası kanaması durmayan Catherina bebeğini doğururken öldü…
Kitaptaki karakterlerin incelenmesi:
Frederic HENRY: Kendisi görevini seven iyi bir askerdir. Başta kadınları sadece birlikte olunan varlıklar olarak görüyor. Bir kadına bağlandığında herşeyi anlıyor ve kendini ona adıyor. Kendisinin kıvrak zekalı, becerikli, ileri görüşlü bir insan olduğu olaylar karşısındaki tutumundan anlaşılıyor.
Catherina BARKLEY: Kendisi yardımsever, güzel bir hemşiredir. Aynı zamanda kendisini erkeğine adayan vefalı, sadık ve anlayışlı bir kadındır. Henry için her tehlikeyi göze almıştır.
RİNALDİ: Henry’nin en yakın arkadaşıdır. Kendisine her konuda yardımcı olan , fikir veren sempatik ve iyiliksever biri ancak insanlarla biraz dalga geçmeyi seven bir insandır. Yakalandığı frengi hastalığı onun ölümüne sebep oldu.
PAPAZ:Kendisine yapılan en kötü şakaları bile olgunlukla karşılayacak kadar hoşgörülü bir insandır. İnsanlara dersler vermeyive bir hayat felsefesi kazandırmayı amaçlayan Henry ‘nin de çok sevdiği insanlar arasındadır.
PİANİ:Cesur, akıllı, yardımsever ama biraz patavatsız ve kavgacı biridir. Cephede Henry ‘e kaçmasında yardımcı olmuştur.
Kitap hakkındaki şahsi görüşler:
Yazar çok basit bir dille, savaş koşullarını ve kişilerini tarif etmeyi başarmış. Savaşı ve Tanrıyı değişik açılardan görmemizi sağlıyor. Sevginin dürüst bir tablosunu çizerken zaman zaman da ustaca seçilmiş anlatımlarıyla savaşın çeşitli boyuıtlarını gözler önüne sermeye çalışıyor.
Aynı zamanda Vitali dışındaki tüm doktorları beceriksiz kasaplar olarak göstermiş.
Kitabın yazarı hakkında bilgi:
Ernest Hemingway
Doğum : 21 Temmuz 1899, Oak Park, Illinois, ABD
Ölüm : 2 Temmuz 1961, Ketchum, Idaho
Asıl adı : Ernest Miller Hemingway
Ernest Hemingway, Chicago’nun varoşlarında doktor bir babayla ev hanımı bir annenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Devlet okullarında eğitim gördü ve lise yıllarında yazmaya başladı, etkin ve göze batan bir öğrenciydi. Liseden mezun olduktan sonra Kansas City’ye gitti ve Star’ın muhabiri olarak çalışmaya başladı. Sağlıksız gözü yüzünden defalarca orduya girmesiengellendi ama Birinci Paylaşım Savaşımına Amerikan Kızıl Haçı’nın ambulans soförü olarak girmeyi başardı. 8 Temmuz 1918’de Avusturya-İtalya Cephesi’nde yaralandı.Daha 19’unda bile değildi o zaman. Kahramanlık nişanı verildi ve Milan’da hastaneye yatırıldı. Orada Kızıl Haç hemşiresi Agnes von Kurowsky’ye aşık oldu ama von Kurowsky onunla evlenmeyi reddetti . Orada yaşadıklarını kendisi unutulmaz anılar olarak adlandırıyor.
Savaş sonrası yıllarda zamanının büyük bir bölümünü kitaplarına ayırdı. Paris’e yerleştiği halde kayak yapmak, boğa güreşi izlemek, balık avlamak ya da avlanmak için sürekli olarak seyahat ediyordu. Böyle bir yaşam bir yandan da yazın yaşamı için önemli bir arka plan oluşturuyordu.
“Men Without Women”la (1927) beraber kısa öykünün üstadı olarak anılmaya başlandı ve 1933’te yayınlanan “Winner Take Nothing” onun bu alanda ününün yerleşmesini sağlayan eseri oldu. En iyi öyküleri arasında “The Killers”, The Short Happy Life of Francis Macomber” ve “The Snows of Kilimajoro” sayılabilir. Ancak halkın gözünde “A Farewell to Arms” (1929) romanı böyle çalışmalara gölge düşürdü. İtalya’da askerlik yaptığı günlere geri dönen Hemingway, aşk ile savaşı harmanlayarak sert ama lirik bir roman koydu ortaya.
Hemingway’in İspanya’ya ve boğa güreşine olan sevgisi “Death in The Afternoon”da (1932) somutlanır: bir spordan çok trajik bir tören olarak görmektedir ve eserinde bu seremoni üzerine çok bilgili olduğu da anlaşılmaktadır. Benzer biçimde 1933-34’te katıldığı bir safariyi de “The Green Hills of Africa”yla (1935) kaleme almış oldu.1937’de yayınladığı bir kısa roman olan “To Have and HaveNot” Büyük Kriz sırasında Key West’te alt-sınıf şiddetinden ve üst-sınıfın itibarını yitirmesinden oluşan bir arka plana bir karşı çıkıştı.
Hemingway yaşamı boyunca savaştan etkilenmiştir -“A Farewell to Arms”ta anlamsızlığı “For Him The Bell Tolls”ta meydana getirdiği yoldaşlık duygularına odaklaşmıştır- ve İkinci Paylaşım Savaşı ilerledikçe Heminggway’in yolu bir muhabir olarak Londra’ya düşmüştür.
Avrupa’daki savaştan sonra Hemingway evine dönerek ciddi bir çalışmaya gömülür. Yolculuklarından birinde (Afrika’ya giderken) bir uçak kazası sonucunda yaralandı. Daha sonra (1953’te) uzun bir mücadeleden sonra yakaladığı ve kayığına bağlayıp eve götürürken köpekbalıklarının saldırısına uğrayan ve balığından olan Kübalı bir denizcinin öyküsünü anlatan kısa romanıyla Pulitzer Ödülü’nü alır. 1954’te edebiyat alanında Nobel Ödülü’nü almasını sağlayan bu kitabı Viyana’yı terkettiği sırada ölen profesyonel bir askerin öyküsünü anlatan birönceki romanı “Across the River and into the Trees” (1950) kadar heyecaala övülmüştür.
1960’tan sonra Hemingway Ketchum’da (Idaho) yaşamaya başladı ve yaşamını ve çalışmalarını önceki gibi sürdürmeye çalıştı. Bir süre için başarılı oldu, ancak daha sonra, anksiyete ve depresyon dolayısıyla Rochester’da Mayo Clinic’te elektroşok tedavisi görmeye başladı. Eve dönmesine iki gün kala bir silahla yaşamına son verdi.
KİTABIN ADI: SİLAHLARA VEDA
KİTABIN YAZARI: ERNEST HEMINGWAY
YAYIN EVİ: ALTIN KİTAPLAR YAYINEVİ
BASIM YILI: 5. BASIM/1984
SAYFA SAYISI: 352
Halit YILDIZ