Anasayfa | Biyografiler | Dosyalar | Haberler | Kategoriler | Arşiv | Rss
 

Hakkında
Elektroik Kütüphaneler bilgiyi elektronik ortama taşıyıp öğrencilere ya da bilgiye ihtiyaç duyanlara ulaştırmak için ... [»]

» Haberler | ABD'den İnsan Çipi ne Onay [»] , Diğer Haberlere Ulaşmak İçin Tıklayınız.

»  Melih Cevdet Anday

 admin , 09 Haziran 2007 tarihinde
 Makaleyi Yazdır    |  Makaleyi Email İle Gönder

İlk şiirini 1936yılında yayınlayan Melih Cevdet Anday, Yeni Şiir’in Orhan Veli ve Oktay Rıfat’la birlikte üç öncüsünden biri olmuş, zamanla romantizmden uzaklaşarak, toplumsal gerçekçi bir şiir uygulamasına yöneltmiştir. Melih Cevdet Anday şair, romancı, denemeci, oyun yazarı ve gerçek bir düşünürdür. Çağdaşlık bilincine sahip bilimlerle, felefeyle ve diğer sanatlarla hep sıkı bir ilişki kurmuştur. Aday’ın şiirinde zaman hem süreç, hem tarih olarak yerini alır. Zaman gelecekten geçmişe uzanan bir köprüdür. Geleceği kavramanın bizi geçmişe götüreceği inancındadır. Felsefî temalar ona şiir yazma olanağı tanır. Melih Cevdet Anday şiiri şöyle anlatır;
“Biz görüntüyü tam olarak algıladığımızı sanıyoruz; oysa bu görüntü çeşitli öğelerden kurulmuştur. Bu öğelerden biri değişirse, bütün görüntü değişebilir. Satranç tahtası gibi. Herhangi bir hamle bile, oyunu değiştiriyor. Yağmur yağmadan önceki görünüm ile, yağmur yağdıktan sonraki görünüm bütün öğeleriyle değişmiştir. Öyleyse kurulan yapı, şiirsel yapı, bir matematik işidir. Şiirle matematiği yanyana düşünmek hiç te yadırgatıcı gelmemelidir.”

Hayatı: 1915 yılında İstanbul’da doğan Melih Cevdet anday, 1928 de ilkokulu, 1935’te Kadıköy Ortaokulu’nu, 1936’da Ankara Gazi Lisesini bitirdi. 1938 yılında sosyoloji öğrenimi için Belçika’ya gitti fakat kısa bir süre sonra II. Dünya savaşı nedeniyle geri dönmüştür. 1942-1951 yılları arasında, Milli Eğitim Bakanlığı Yayın Müdürlüğü Muşavirliğinde, Ankara Kitaplığında bulunmuş ve gazetecilik yapmıştır. 1951’de İstanbul’da Akşam gazetesinde çalışmaya başlamıştır. Tercüman, Büyük Gazete, Tanin ve Cumhuriyet gazetelerinde fıkra yazarlığı, sanat sayfası yöneticiliği yaptı, denemeler yazdı. 1954’ten sonra İstanbul Belediye Konservatuarına öğretmen olmuş, 1964’te TRT yönetim kurulu üyeliğine seçilmiştir. Melih Cevdet Anday TRT 1970 Sanat Ödülleri Roman armağanı, TDK 1973 Çeviri Ödülü, 1976 Yeditepe Şiir Armağanı gibi birçok ödül kazanmıştır.
Şiire lise yıllarında başlayan Melih Cevdet Anday Orhan Veli ve Oktay Rıfat’la birlikte ilk şiir denemelerini yapmıştır. “Garip” hareketi çevresinde oluşacak beraberliklerine de böylece temel atmış oldular. 1938’den başlayarak ölçü ve uyak kurallarını yıkan şiirlerini yayımlamaya başladı. Varlık dergisinde yaptıkları çıkışla Orhan Veli, Oktay Rıfat ve Melih Cevdet, Türk şiirine yeni bir anlayış getirdiler. Kentte yaşayan küçük insanların sorunlarını lirizmin ve ahengin yanı sıra sadelik içinde ele aldı ve şiire girmez denilen konu ve sözcükleri kullanmaya önem verdi. Yaptıkları denemeler edebiyat çevresinde ilgi görmekle birlikte, tartışmalara yol açmıştır. Garip bir ilgi görmekle beraber olaylara ve yergiye de konu oldu. Ancak Türk şiiri geleceğe uzanacak biratılım yapmış, şiiri kuşatan kısıtlamalardan kurtulmuş. Ancak Melih Cevdet Anday’ın bu dönemde, Garipçilerin karşı çıktıkları şairaneliğe yatkın yönlerini bütünüyle örtmediği gözlenir. Şarini Rahatı Kaçan Ağaçta toplumda gördüğü yoksulluğa ve haksızlığa karşı çıkarken, uyak kullanarak Türk şiiriyle bağlarını tamamen koparmadığını da göstermiştir.
Melih Cevdet Anday, haksızlığa karşı isyan etmeyi ve aşkı sanatın iki temel ilkesi haline getirmeye çalışmıştır. Ölüm korkusu Cahit Sıtkı Tarancı gibi onun da her an yanı başındadır ama onun aksine Melih Cevdet hayata bağlıdır. O güzel günleri sever, ama kendisi iyi durumdayken, her zaman başı dertle sıkıntıda olan insanları düşünür. O zaman o da hüzünlenir ve hiçbir zaman güzel günlerin yaşanamıyacağını anlar. Şiirlerinde akıl ve duygu birbirleriyle iç içe durumdadır ve bu özelliği de şiirlerindeki ayrıcalığı ortaya koymaktadır. Genellikle şiirlerinde toplumsal gerçekçiliği işler. Söz oyunlarından kaçar ve özellikle şiirlerinde dilinin sadeliğiyle tanınmıştır. Telgrafhane adlı şiirinde toplumsal sorunlara bağlı konuları işlemiştir.
“ TELGRAFHANE
Uyuyamıyacaksın
Memleketinin hali
Seni seslerle uyandıracak
Oturup yazacaksın
Çünkü sen artık o eski sen değilsin
Sen şimdi işsiz bi telgrafhane gibisin,
Durmadan sesler alacak
Sesler vereceksin
Uyuyamıyacaksın
Düzelmeden memleketinin hali
Düzelmeden dünyanın hali
Gözüne uyku girmek ki
Uyuyamayacaksın
Bir sis çanı gibi gecenin içinde
Ta gün ışıyıncaya kadar
Vakur metin sade
Çalacaksın.
M.C. Anday”

Bu şiirde gördüğümüz gibi uyak yeniden şiirde kullanılan öğeler arasına girmiştir. Bu dönemin önemli şiirlerinden biri olan “Tohum” da da ölçü ve uyağa çok önem verilmemiştir. Bu şiirde 9’lu hece ölçüsü kullanılmış ve beşlikler halinde yazılmıştır. İlk beşliğin, ‘ilk yazdan, beyazdan, tohum, dolan, tohum’ sözcükleriyle sonlanması kafiyeye ve uyağa uyduğunu gösteriyor. Yanyana şiirinde de geleneksel biçimler ağırlıktadır, şiire uyaklar hakimdir. Büyük kent insanlarının günlük konuşmalarındaki deyimlerden, sözcüklerden de şiirlerinde yararlanmıştır. Ayrıca şiirlerinde sözcüklerdeki değişme de göze çarpar. Özellikle önceleri kullanılan somut kavramların yerini soyut kavramlara bıraktığı görülmektedir. Kitabında görüldüğü gibi Anday’ın şairliği sürekli bir gelişme göstermiştir. Yaptıkları çeşitli dillere çevrilmiştir.
Melih Cevdet Anday’ın Rahatı Kaçan Ağaç kitabından bazı şiirlere göz atmak istiyorum. Melih Cevdet Ukde şiirinde 9’lu, Beklemek şiirinde 11’li hece ölçüsü kullanmıştır. “Netice” ve “İkinci Harbi Umumi” şiirleride serbest ölçü kullandığı şiirlerine örnektir. “Lirism” şirinde olduğu gibi tekrarlamalara ve benzetmelere başvurmuştur.
Lirism şiirinden iki kıta; Lirism kaş göz
Lirism sağ duyu
Kimi yerde istakoz
Kimi yerde fasuye suyu.

Lirism sulukule
Lirism Büyükada
Lirism sudan ucuz
Lirism arslan ağzında.

Yine; “Boğazicinde Ayın On Dördü” adlı şiirinde tasvirve tekrarlara yer vermiştir. “Apartıman” şiiri de tekrarlamaların kullanıldığı bir başka şiiridir. “Çürük” adlı şiirinde “kokuyor” sözcüğünü mısra sonlarında yineleyerek kulağa hoş gelen bir şiir yazmıştır. “Dayan” ve “Gökyüzü Haritası” adlı şiirlerinde günlük konuşmada kullanılan sözcükler kullanılmıştır.
“Dayan” adlı şiirinde(Dayan bre Melih
Herşey, herşey yeniden başladı)
“Gökyüzü Haritası”
Bana bak ölümsüz ruhum
Ben ölürsem, kulağında olsun,
Sakın sen gökyüzüne çıkma
Büyükayı, Küçükayı,
Akrep, yılan, çıyan,
Öküz, boğa…
Hepsi yukarıda.
Hiç sırası değil, sakın ha!” bu sözcükleri görmek mümkündür.

Anday’ın “Mutluluk Şiirleri” adında tek cümlelik şiirleri de vardır. “Yeni Baştan, Tezgah, ölmüş bir arkadaştan mektup, Yeni Yol, Çok Güzel Şey” adlı şiirleri ise yaşama bağlılığını gösteren şiirlerinden birkaçıdır. “Yeni Baştan” adlı şiirinde hastalık sonrası hayata tekrar döneilmenin mutluluğundan bahsediliyor. “Tezgah” şiirinde de hayattan ve yaşamaktan aldığı zevk anlatılıyor. Dünyadaki herşeyin çok güzel olduğundan, hayatta inişler, çıkışlar da olsa yaşamanın bambaşka bir duygu olmasına değiniyor: Tezgah şiirinden alınan şu dörtlükte bunu güzel bir şekilde göstermiştir.
Kan ter içinde koşmuşum ama kaçmış vapur.
Zarar yok, denize bak yeni baştan
Herşey öyle taze öyle güzel ki
Bitmez, tükenmez dünyadaki maceran…”

“Çok güzel Şey” adlı şiirinde de yine yaşadıkça mutlu olduğunu belirtmiştir. “Ölü”, “Mezarlık” adlı şiirlerinde de Cahit Sıtka gibi ölüm korkusunun her an yanı başında olduğunu ve bu duyguyu unutursa bile hemen kendi çağırdığını vurgulamaktadır. “Fotoğraf” adlı şiirinde de olağan olaylar, düz yazı şekline yaklaşan bir biimde dile getirilmiştir.
Dört kişi parkta çektirmişiz.
Ben, Orhan, Oktay bir de Şinasi…
Anlaşılan sonbahar
Kimimiz paltolu, kimimiz ceketli
Yapraksız arkamızdaki ağaçlar…

“Akıncı Ruhlar Yahut Çalışan Kazanır” ve “Kundra Boyacısına, Kiraz Ağacına ve Çingene Kızına Dair” adlı şiirlerinde de toplumun değişik kesminden kişilere sesleniyor.
Mesela; “Akıncı Ruhlar Yahut Çalışan Kazanır” adlı şiirinde bir gazozcuya seslenmektedir. “Medeniyet” ve “Ahlak” adlı şiirlerinde de senli-benli bir anlatım kullanmış ve bazı argo kelimelere yer vermiştir. Aşağıda Medeniyet adlı bir şiirin bir kısmında bunu görmek mümkündür.

Medeniyet
Şu haline bak da utan
Ne okuma bilirsin ne sayı
Ne üstünde var ne başında
Ne midende ne kursağında
Bari gel de görgünü arttır
Medeniyet öğren ayı.

“Çare Yok” adlı şiiri toplumsal problemlerin çözülememesinden onlara bir çare bulunamamasından bahsetmemektedir. Yine 4*400 Engelli, Bilmeceler gibi değişik şiirlere de rastlanır. Masal başlıkları altında toplanmış şiirleri de vardır.
Garip, 1941; Rahatı Kaçan Ağaç, Telgrafhane, Yanyana, Kolları Bağlı Odysseus, Göçebe Denizin Üstünde, Tenenin Ölümü, Sözcükler, Ölümsüzlük Ardında Gılgamış, başlıca şiirleridir.

Cahit Sıtkı Tarancı, Cumhuriyet Devri şairlerimizden Yeni Şiir Akımının hazırlayıcısıdır. Şiirlerinde yaşamanın güzelliğini, aşkı konu olarak almış, ölümle fanilik temalarını işlemiş, hecenin eski kalıpları dışında genellikle kendi biçimine bağlı kalmış, Melih Cevdet anday gibi sade Türkçeyi kullanarak şiirlerinin yapısında sese önem vermiştir. Cahit Sıtkı’ya göre şiir beceri ve ustalık işidir ve bunu kitabının önsözünde şöyle belitmektedir. “Ata binmek, kundra yapmak, hatta kundra boyamak ne ise şiir de odur, yani ustalık ve tutku işi”
Cahit Sıtkı Tarancı, 4 Ekim 1910’da Diyarbakır’da doğmuştur. İlk öğrenimini Diyarbakır’da tamamladıktan sonra İstanbul’a gelmiş, orta okulu Saint Jozef lisesinde, liseyi de Galatasaray lisesinde okumuştur. 1931 yılında Mülkiye Mektebine giren Cahit Sıtkı Tarancı, 1939 yılında Paris Siyasal Bilgiler Fakültesine girmiştir fakat İkinci Dünya Savaşının çıkması üzerine o da yurda dönmek zorunda kalmıştır. Askerlikten sonra Ankara’da Anadolu Ajansı mütercimi olarak çalışmaya başlamı, Toprak Mahsülleri Ofisi’nde memurluk görevi yapmıştır. Çalışma Bakanlığınd Fransızca Mütercömi iken 1954’de ağır bir hastalığa yakalanmış, Türkiye’de tedavisi bir konuç vermyince Viyana’ya gitmiş ancak 1956 yılında viyana da hayatını kaybetmiştir. Cahit Sıtkı Tarancı, şiirlerinin yanında hikaye, mektup, deneme ve makale türlerinde de yazmıştır. Otuz Beş Yaş başlıklı şiiriyle 1946 Cnlt. P Şiir Yarışmasında birinciliği kazanmıştır. Bunun yanında varlık dergisinin bir yayınıyla, 1957’de yaşayan Türk sanatçıları arasınde en beğenilen şair seçilmiştir. Ömründe Sükût(1933), Otuz Beş Yaş(1946), Düşten Güzel(1952) ve Sonrası(1957) şiir alanında verdiği eserlerdir.
Cahit Sıtkı Tarancı, seçtiği konuları şiirlerinde çok güzel işlemiştir. Duygularını, isteklerini Cahit Sıtka da Melih Cevdet gibi açık bir Türkçe ile sunmuştur ve fikir ve görüşlerini şiirlerinde açıkça ortaya koymuştur. Cahit Sıtkı’ya göre kitabımızın önsözünde de belirtildiği üzere şiir yazmak isteyen kişinin dilin kurallarını bilip, sözcükleri iyi tanıyıp, onların nerde ve nasıl kullanılacağını bilmesi gerekir. O duygularını ince bir ahenkle aktarmasını bilmiştir.
Cahit Sıtkı Tarancı’nın şiirleri genellikle, ölüm ve yalnızlık temaları üzerine işlenmişter. Evinin bahçesinde bulunan mezarın bunda büyük bir etkisi olduğ düşünülebilir. Cahit Sıtkı, kabullendiği ölümden yine de uzak kalabilmek için çırpınmıştır. Karanlıktan, geceden, ölümden üzündü duyduğunu şiirlerinde çok güzel anlatmıştır. Cahit Sıtkı Fransız şiirinden etkilenmiş, şekle önem vermiş, daha sonra serbest anlayışla yeni şiirin öncülerinden olmuştur. O her zaman ana dilimizi tüm canlılığı ile vermek istemiştir. Üslûba önem vermiş, hece veznine bağlı kalmıştır.
Cahit Sıtkı Tarancı “Otuz Beş Yaş” alı kitabını Öncekiler, Ömrümde Sükût, Aradakiler, Otuz Beş Yaş, Düşten Güzel, Sonrakiler ve Çeviri Şiirler başlığı altında toplamıştır. “Yarın Pazar Değil”, “Garip Kişi” şiirlerinde 10’luk hece ölçüsü, “Davet”, “İnsan Hali”, “Misafir Adam”, “Karasevda” şiirlerinde 11’li hece ölçüsü, “Bahar Yeli” şiirinde 12’li hece ölçüsü, “Bugün Cuma” şiirinde de serbest ölçü kullanılmıtır. “Çöküyorum, Yalnızlık, Yağmur” şiirlerinde 14’lük hece ölçüsü kullanılmıştır. Kitabında “Renkler, Hatıralar, Sayıklayan Ağaç” şiirleri el yazısıyla da yazılmıştır. O da Melih Cevdet gibi kelime tekrarlarından yararlanmıştır. Uçtu Uçtu şiirinde bunu görüyoruz.
Uçtu uçtu leylek uçtu
Uçtu uçtu masa uçtu
Uçtu uçtu Semahat uçtu
Uçtu, uçtu…
Ne uçtu sanırsınız çocuklar?
Uçtu uçtu gençliğim uçtu…

Obsesssian, Ölmek İstemeyen Adam, Ölüm, Her Gece mi uykusuzluk, “Giderken Korktuğum Şey, Ölüm Tehlikesi” ölüm korkusu üzerine yazmış olduğu başlıca şiirlerdir. Ölümün her an kapısını çalacağını, sabaha sağ çıkamayacağı korkusunu, ölüme gitgide yaklaşmasının kendinde uyandırdığı tedirginlik konularını işlemiştir.

Ölüm
Sözünde durmadı mavi gökler;
Gün kararıyor gitgide ölüm.
Akşam yeli nedameti söyler;
Nedamet yer etti bende ölüm.

Ne yapsam, gün doğmuyor gönlümce;
Sudur akar kendi bildiğince,
Hangi pencereye koşsam gece;
Gitmiyor bu can bu tende ölüm.

Ne vefasız geçmişten hayır var,
Ne gelecekler imdada koşar,
Çoktandır tekneyi aldı sular;
Çoktandır ümitler sende ölüm.

“Böyle İşte”, “Kırık Kalpler” adlı şiirlerinde de ne işe el atsa bir olumsuzlukla karşılaşmasından ve bundan doğan umutsuzluktan bahsetmektedir. Robensan ve Sıla şiirlerinde sıla özlemini dile getiren Cahit Sıtkı Garip Kişi, Gariplik, Yalnızlığa Dair, Yalnızlığımız ve Yalnızlık Macerası adlı şiirlerinde de yalnılık temasını işlemiştir. Ayrıca “Yanlış Bilmesinler Beni” şiirinde de yazdığı gibi öldükten sonra da kötü anılmaktan korkmaktadır. Yalnızlık ve ölüm konularının yanı sıra aşk konularını da işlemiştir. “Aşk, Ben Aşk Adamıyım” bu şiirlerindendir. “Gönül Hoşluğu, Müjde, Dilekçe” şiirleri de umut ve isteklerini dile getirdiği şiirlerindendir.
Ölüm sinsi ölüm/Ey açmayan gülüm/ötmeyen bülbülüm/ne çıkar gündüzün/unutsam da yüzün/ne olsa ki bir gün/er geç yapacağın/o amansız baskın… şiirinde de kafiye ve redifleri görüyoruz.
Kitabına ismini verdiği “Otuz Beş Yaş” şiirinde de 11’li hece ölçüsünü kullanmış, kafiye ve rediflere başvurmuştur. Senli benli bir dil kullanmış, benzetmeler baş vurmuş, okuyucuyu düşündüren bir şekilde yazmıştır.
Cahit Sıtkı Tarancı; Melih Cevdet Anday’a nazaran hece ölçüsünü daha fazla kullanmış, ölüm, yalnızlık korkularına daha çok değinmiştir. Melih Cevdet de genellikle yaşama sıkı sıkı bağlı olduğunu gösteren, lirizmin daha çok kullanıldığı şiirler yazmıştır.

Benzer Makaleler

2 yorum

abi nerede allah aşkına burda işlediği konular eğer been göremediysem bana mail at dar_rapci_591@hotmail.com

cHoK zuPeR OLMuS… eLLerınıze SaqLıK… BaSaRıLaR …

Yaw nıyen bıset sorucum .. bende tahsıL yoq ILK OKuL ! De 6 YIL qaLdıM… bu YaZaRıN aVRaTıNıN AdI Neydı

amanızın len nekadar güzel olmuş anam bile böyle yapamiy valle ama anam güzel mantı açar mantı açma siteside varmı amanı o raya yazdırak belki ödül alır ama aman çiflikde süt sagma yarışında birincilik ödülü almışdı ödül ne ne bilimisinz tezek yapma makinası neyse ben daha çok yere yorum yapacam umarım yorumumu begenirsiniz