Archive for tarih

Potemkin Zırhlısı

Varlikli bir Alman insaat mühendisi ve Rus bir annenin oglu olan Eisenstein, ömrünün ilk yillarini bir deniz kenti olan Riga’da geçirdi. 1910′da ailece Sen Petersburg’a tasindilar. Liseyi bitirdikten sonra yüksek ögrenimini Petrograd’ta mühendislik okulunda sürdürdü. Daha ilk gençligini yasarken çogu yasitlari gibi kendini Sovyet Devriminin derin Read more »

Türkiye’de 1900-1919

2. Mesrutiyet (23 Temmuz 1908)
Rumeli ordusunun 10 Temmuz 1908′de ayaklanmasi ve Istanbul’a dogru harekete geçeceginin ögrenilmesi üzerine Padisah Abdülhamit 2. Mesrutiyet’i ilan etti.
31 Mart Vakasi (13 Nisan 1909) Read more »

Çanakkale Savaşı

ÇANAKKALE SAVAŞI
İngilizler, Rusya’ya gerekli yardımda bulunmak üzere, Çanakkale boğazından geçmeye karar verdiler. Düşman donanması, 18 Mart 1915’te Çanakkale Boğazı’na geldi. Fakat, Türk topçusunun devamlı ateşi karşısında ağır kayıplar vererek, geri çekilmek zorunda kaldı.
Düşman kuvvetleri bunun üzerine, Gelibolu yarım adasına çıktılar. Buralara büyük asker sığınakları yaptılar. Bir süre sonra da, yarımadanın Anafartalar kesimine doğru saldırıya geçtiler. İngiltere, Fransa askerlerinin dışında; Kanada, Avusturalya, Yeni Zelanda ve Hindistan sömürgelerinden de askerler katılmıştı. Read more »

Atatürk İlke Ve İnkılaplarının Dayandığı Temel Esaslar

Milletimizin bugün ve gelecekte tam bağımsızlığına, huzur ve mutluluğa sahip olması, devletin ulusal egemenlik esasına dayandırılması, aklın ve bilimin öncülüğünde Türk kültürünün çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkarılması amacı ile temel esasları yine Atatürk tarafından belirlenen devlet hayatına, fikir ve ekonomik hayatla toplumsal kurumlara ilişkin barışçı ve gerçekçi fikirlere ilkelere Atatürkçülük denir.
Read more »

TAKVİM-İ VEKAYİ

İstanbul’da önceleri haftalık, daha sonra düzensiz aralıklarla yayımlanan ilk Türkçe resmi gazetedir. Umur-u dahiliye, umur-u hariciye, mevad-ı askeriye, fünun, tevcihat-ı ilmiye, ticaret ve es’ar olarak altı bölümden oluşan gazete Fransızca, Arapça, Rumca ve Ermanice dillerine çevriliyordu. Halkı eğitmek ve devlet kararlarını duyurmak amacıyla çıkarılmıştır (1 Kasım 1831 - 4 Kasım 1922). Read more »

TÜRK MİTOLOJİSİ

TÜRKLERE GÖRE UZAY ve İNSAN
GÜNEŞ AY VE YILDIZLAR
“Ne Ay, ne Güneş varmış, insanlar uçarlarmış.
“Uçanlar ısı verir, ışıklar saçarlarmış…”
Türk - Altay Efsanesinden
1. GÜNEŞ
Read more »

Taoculuk

Taoculuk, Çin kökenli başlıaca iki dinsel felsefi sistemden biridir. Konfiçyüsilikle birlikte 2000 yıldan fazla Çin’de yaşamın her alanını biçimlendirmeiş, Çin kültürünün ulaştığı Kore, Japonya ve Vietnam gibi başka Asya ülkelerinde de etkileri görülmüştür. Reesmi, pragmatik Konfiçyüsçü gelenekten farklı olarak doğaya uygun davranışı, kendiliğindenliği, mistik ve metafizik yaşantıyı, yönetimde müdahaleden kaçınmayı ve toplumsal yaşamda ilkelliği savunan bir füşünce ve inanç sistemidir. Çin toplumunda Konfiçyüsçülüğün dengeleyecisi ve tamamlayıcısıdır. Çin geleneğinin bütünü içinde Konfiçyüsçülük bir ahlaki ve siyasal sistemin yaratılmasıyla, Taoculuksa daha kişisel ve metafizik konularla ilgilidir.
Çin felsefesinin yemel özelliklerinden olan insanla evren arasındaki karşılıklıllık Taoculukta çok önemli bir yer tutar. İnsan küçük bir evrendir ve bedeninde evrenin düzenini yaratır; insanı anlayan evrenin yapısını da anlar. Dinsel Taoculukta insan bedeninin Taoculukta insan bedeninin evrendeki bütün tanrıları barındırdığına, tanrısal öğretmenini Çin’in kutsal dağlarında arayan Taocu üstadın sonunda onu kendi kafasındaki ‘saraylar’da bulunduğuna inanaılır. İnsanoğluyla doğal düzenin birliği inancı, açıklanamayan büyülü bir duygudan kaynaklanır; bu birliği kavramanın yolu da meditsyondur. Dinsel taoculukta ölümsüzlüğe ulaşmak için med,tasyonun yanı sıra yiyecek sınırlamalarına , nefes kontroluna, cinsel disipline simya ve tılsımlara da başvurulur.

Nihilizm

Hiççilik olarak da bilinir. 19. Yüzyılda Rusya’da Çarl II. Alexander’ın hükümdarlığının ilk yıllarında ortaya çıkan, şüpheci temellere dayalı felsefe anlayışı. Ortaçağda bazı heretiklere yakıştırılan terim Rus edebiyatında ilk kes Nedejin’in bir makalesinde Puşkin için kullanıldı. Katkov ise nihilizmin ahlaki ilkelerin tümünü yadsıması nedeni ile toplumu tehdit ettiğini ileri sürmüştür.
Nihilist Bazarov bu terimin yaygınlaşmasını sağladı.Zamanla 1860’ların ve 1870’lerin nihilistleri geleneklere e toplumsal düzene başkaldıran, düzensiz, dağınık, bakımsız, inatçı kişiler olarak görülmeye başlandı. Bundan sonra da Alexander’ın öldürülmesi ve mutlakiyetçiliğe karşı yeraltı örgütlerinin başvurduğu siyasi terörler birlikte anılır.
Nihilizm temelde estetizmin bütün biçimlerini yadsıyor, yararcılığı ve bilimsel usçuluğu savunuyordu. Tolumsal bilimleri ve klasik felsefe sistemlerini bütünü ile reddediyordu. Yalın olgucu ve maddeci bir tutumla yerleşik toplumsal düzene başkaldırıyı temsil ediyor, devlet, kilise ya da aile ototritesine karşı çıkıyordu. Yalnızca bilimsel doğruları temel alıyor, ancak bilimin bütün toplumsal sorunların üstesinden gelebileceğini ve bütün kötülüklerin cehaletten kaynaklandığını kabul ediyordu.

Realizm

Felsefede varlığın insan bilincinden bağımsız ve nesnel olduğunu öne süren görüştür. Oldukça yeni bir terim olmakla birlikte, Eski Yunan ve ortaçağ felsefesinin belirli yönlerini de kapsayacak şekilde kullanılır. Bilgi kuramı açısından nesneyi özneye, bilineni bilene bağlı kılan İdealizmin; kavram açısından da şeylerin yapısının gerçekliliğini adlanlar sınırlayan Adcılığın ve ortaçağın sonlarına doğru Adcılığın yerini alan Kavramcılığın karşıtıdır.
Felsefi anlamda iki gerçeklilikten bashedilebilir. Bunlardan biri şeyin yapısına diğeri de şeylere ilişkindir. Birincisinde zihinden bağımsız somut, tikel ve görülmediğine bile temel özelliklerini koruyan deney nesnelerinin varlığı kabul edilir. Birinci gruba, bir şeyin özündan o şeyin pay aldığı idea’nın anlaşıldığı Platoncu Gerçeklilik , bir şeyin ne olduğunun anlaşıldığı Aristotelesçi Gerçekililk, bir şeyin mutlak, özgün ya da kendi cinsine özgün ya da kendi cinsine özgü yapısının anlaşıldığı orataçağ Gerçekliliği ya da tümeller Gerçekçiliği ve son yasalar y da kuramsal modeller girer. İkinci gruba, dünyanın dışsallığını bir veri olarak kabul eden sağduyu Gerçekliliği, nesenenin kendisinin, dışsal da olsa zihnin önünde duran ve algılamayı bekleyen tek birim olduğunu kabul eden yeni Gerçeklilik ve zihnin, nesnenin kendisi yerine kopyasını kavramaya yöneldiği eleştirel Gerçeklilik girer.

Roma İmparatorluğu

Bugünkü İtalya’nın Latium bölgesinde, Tiber Irmağı’na bakan tepelerde kurulmuş birkaç köyden oluşan eski Roma, sonradan dünyanın en büüyk imparatorluklarından birinin merkezi oldu. Romalılar tarihte pek çok ülkenin dilini, edebiyatını, yasalarını, yönetim biçimini ve mimarlığını etkiledi.
Read more »

« Older Entries

Newer Entries »