Anasayfa | Biyografiler | Dosyalar | Haberler | Kategoriler | Arşiv | Rss
 

Hakkında
Elektroik Kütüphaneler bilgiyi elektronik ortama taşıyıp öğrencilere ya da bilgiye ihtiyaç duyanlara ulaştırmak için ... [»]

» Haberler | ABD'den İnsan Çipi ne Onay [»] , Diğer Haberlere Ulaşmak İçin Tıklayınız.

»  ENERJİ SEKTÖRÜ

 admin , 29 Nisan 2007 tarihinde
 Makaleyi Yazdır    |  Makaleyi Email İle Gönder

Türkiye‘de elektrik enerjisi üretimi 1962 yılında 3.560 GWh iken, 1977 yılında 6.217 GWh’a, 1972’de 11.242 GWh’a ve 1977’de de 20.564 GWh’a yükselmiştir. Planlanan elektrik enerjisi yatırımları ilk iki Kalkınma Planı döneminde sırasıyla % 63 ve % 92 düzeylerinde gerçekleşmiştir. Enerji bunalımının iyice kendisini gösterdiği 3. Kalkınma Planı döneminde deplan hedeflerine göre ancak % 90’lık bir yatırım düzeyine ulaşılabilmiştir. Bu dönemde elektrik santrallerindeki yetersizlik sanayi ve günlük yaşamı olumsuz etkileyen bir etken olmuştur. Bunun sonucunda da Bulgaristan ve SSCB’den elektrik enerjisi alımına gidilmiştir. Buna rağmen kısıntı ve kesinti miktarı 1978 - 1983 yılları arasında yılda ortalama 1.5 milyar kWh düzeyine kadar çıkmıştır.

1970’li yılların ikinci yarısı ile başlayan elektrik sektöründeki hızlı yatırım atağı sonucu enerji açıkları 1985 yılında tamamen kapatılmış, hatta önemli bir atıl kapasite oluşturulmuştur. 1980’li yılların başında kamu yatırımlarında enerji yatırımlarının milli gelire oranı yüzde 3 düzeyine ulaşmış ancak bu oran 1994 yılında yüzde 1’e düşmüştür. Bu rakamların da ifade ettiği gibi enerji sektörüne yapılan yatırımların milli gelir içerisindeki payında göreceli olarak belirgin bir düşme eğilimi söz konusudur. Son beş yıl içerisinde elektrik santrallerine yeterli yatırım yapılmamış, yeni üretim projeleri hazırlanmamış ve önümüzdeki 2 - 3 yıl içinde bir enerji açığının ortaya çıkması ihtimali doğmuştur.

Türkiye Elektrik Arz ve Tüketiminin Gelişimi

Türkiye aşırı nüfus artışı, hızla gelişen ekonomi ve sanayi nedeniyle doğan enerji talebine cevap vermekte güçlük çekmektedir. Büyüyen Türk sanayisinin, hizmet sektörlerinin ve diğer faaliyetlerdeki ihtiyaçların sadece kamu finansman kaynaklarıyla karşılanamayacağı anlaşılmıştır.

Ülkemizde elektrik enerjisinin ilk defa 1902 yılında Tarsus’taki 60 kW’lık bir dinamodan üretilmeye başlandığını görüyoruz. Daha sonra, mevcut ekonomik, teknik, finanssal ve insan gücü darboğazları da dikkate alınarak, yabancı şirketlere imtiyazlar verilerek yaygınlaştırılmaya çalışılmıştır. Ancak zaman içinde imtiyazlı şirket ve oto prodüktör tesisler yaygınlaşıp, güçlendikçe, şirketler anlaşmalara ve yasalara aykırı davranmaya başlamış, bunun sonucunda çıkarılan bir yasayla bu tesisler kamulaştırılmış, satın alınan şirketler özel kanunlarla Belediyelere bırakılmıştır.

1935 yılında çıkartılan kanunlarla elektrik enerjisi alanında Eti bank görevli kılınmıştır.

1945 yılı sonunda elektrik sistemi, çok küçük
ünitelerden oluşan 190 adeti Belediyelerin elinde, 84
adeti oto prodüktör kuruluşlarda olmak üzere toplam 274 adet santralle 246 MW’lık bir kurulu güce ulaşmıştır. Bu santrallerden aynı yıl 528 GWh elektrik üretilmiştir.

Ülkede ilk bölge santralı olarak 1948 yılında Şirket-A Termik Santrali kurulmuştur. 1956 yılında Tunç bilek ve Sarıyer santralleri Kuzeybatı Anadolu enterkonnekte sistemine dahil olmuştur.

1950 yıllarında enerji politikasında değişiklik
yapılarak yeniden imtiyazlı elektrik işletmeciliğine
dönüş olmuş, bu doğrultuda Çukurova Elektrik AŞ ve
Kepez ve Antalya Havalisi Elektrik Santralleri AŞ’nin
de içinde bulunduğu şirketler kurulmuş ancak zaman
içinde sadece bu adı geçen iki şirket varlıklarını
sürdürebilmişlerdir. Eti bank, Çukurova ve Antalya
bölgelerinin dışında kalan elektrifikasyon işlerini
yürütmeye devam etmiştir.

Zaman içinde santraller ve enterkonnekte sistem
genişlemiş, köylerin elektrifikasyon çalışmaları
hızlanmıştır. 1970 yılına gelindiğinde santrallerin
kurulu gücü 2235 MW’a, elektrik üretimi ise 8623 GWh’a yükselmiştir.

Ülkedeki yaygınlaşan elektrik faaliyetlerinin daha düzenli ve sağlıklı şekilde, tek elden yönetilmesi amacıyla 1970 yılında Türkiye Elektrik Kurumu (TEK) kurulmuş, kuruluşa elektrik enerjisi ihtiyacının
emniyetli, kaliteli ve bol miktarda karşılanması,
enterkonnekte sistemin en uzak köşelere kadar
iletilmesi, köy elektriklendirilmesinin rasyonel
prensiplere göre yürütülmesi görevleri verilmiştir.

1970’li yıllarda elektrik santrallerinde ülke
ihtiyacının gelişimine paralel bir gelişme
sağlanamamıştır. 1975 yılından başlayarak on yıllık
bir dönemde yurtiçi talebin karşılanması amacıyla
zorunlu ithalat ve belirli aralıklarla kısıntı-kesinti uygulamaları sürmüştür. 1980 yılında santrallerin kurulu gücü 5119 MW, üretimi ise 23275 GWh olmuş, buna karşılık aynı yıl 1341 GWh ithalat yapılmıştır.

1982 yılında yürürlüğe giren 2705 sayılı Kanunla
belediye ve birlik elektrik tesislerinin de TEK’e
devri ile kamuda elektrik faaliyetlerinde bir bütünlük amaçlanmıştır.

Elektrik darboğazı sanayi üretimini ve vatandaşın günlük yaşamını olumsuz şekilde etkilemiş, buna karşılık devlet kamu yatırımlarını artırma kararı almış ve 1978 yılından başlayarak 1989 yılına kadar enerji sektöründe linyit ve hidrolik kaynaklara dayalı çok sayıda santrale önemli büyüklükte yatırım
yapılmıştır. Bunun sonucunda 1986 yılında elektrik
arzında kısıntı-kesinti ve zorunlu ithalat sona ermiş,
hatta atıl kapasite oluşmuştur. 1990 yılında kurulu
güç 16315 MW’a, elektrik üretimi ise 57543 GWh’a
yükselmiştir.

Elektrik Enerjisi Üretim ve Tüketimindeki Gelişmeler

Sonrasında kamu finansmanında yaşanan problemler
enerji sektörüne ayrılan kaynaklarda azaltmaya
gidilmesine neden olmuştur. Bunun sonucunda da 1996
yılında elektrik açığı riski tekrar ortaya çıkmış ve
resmi ağızlarca konuşulmaya başlamıştır.

Kamunun finansman problemleri geçici olmaktan ziyade kronikleşmiş bir hal aldığı için, enerji sektöründe de özel kesim sermayesine aktivite kazandırılması zorunlu hale gelmiştir. 1984 yılı sonunda çıkarılan 3096 sayılı Kanunla özel şirketlere elektrik sektöründe üretim ve işletme faaliyetlerinde bulunma hakkı getirilmiş ve bu Kanun çerçevesinde Yap-İşlet-Devret Modeli formüle edilmiştir.

Aynı yasa çerçevesinde özel sermaye şirketlerine
enerji üretimi, iletimi, dağıtımı ve ticareti yapma
olanağı sağlanmıştır. Anılan yasaya dayanılarak,
imtiyazlı şirket olarak faaliyetlerini sürdürmekte
olan Çukurova Elektrik AŞ ile Kepez Elektrik AŞ de
kendi bölgelerinde Görevli Şirket statüsüne
dönüşmüşler, ayrıca 1990 yılında kendi bölgesindeki
imtiyaz süresi dolmuş bulunan Kayseri ve Civarı
Elektrik AŞ aynı bölgede, Aktaş AŞ ise, İstanbul
Anadolu yakasında görevli şirket olarak faaliyete
başlamışlardır.

Özelleştirme politikalarının bir sonucu olarak,
Türkiye Elektrik Kurumu 1993 yılında, elektrik üretimi ve iletimi görevini yürütmek üzere Türkiye Elektrik Üretim İletim A.Ş. (TEAŞ) ve dağıtım hizmetlerini yürütmek üzere Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. (TEDAŞ) adlarında iki şirket halinde yeniden
yapılandırılmıştır. Bu yeni kurumlar içinde de ayrıca
6 adet bölge sermayeleri TEDAŞ’A ait sermaye şirketi
olarak yapılandırılmıştır. Konsorsiyumun teklif
verdiği Sakarya ve Bolu illerini kapsayan bölge de
bunlardandır ve 1995 yılının son çeyreğinden sonra
Sakarya Elektrik Dağıtım AŞ (SEDAŞ) tarafından
işletilmiştir.

Elektrik Sektörünün Mevcut Yapısı

Üretim Sistemi

1995 yılı sonu itibariyle ülkemizdeki santrallerin kurulu gücü 21248 MW’a, bu santrallerin proje çalışma saatlerine göre yıllık üretim kapasitesi de 103 milyar kWh’e ulaşmış durumdadır.

Toplam kurulu güç içinde 9864 MW ve yüzde 47’lik oran ile en büyük güce hidrolik santraller sahiptir.
Hidrolik santralleri 6071 MW ve yüzde 29’luk oran ile
linyit santralleri takip etmektedir. Doğal gaz
santralleri ise toplam 2905 MW kurulu güce sahiptir ve bu da yüzde 14’lük bir paya tekabül etmektedir.

Termik santrallerimiz içinde en önemlilerini kurulu
güç sıralamasına göre Afşin-Elbistan Linyit, Ambarlı
ve Hamitabat Doğalgaz Santralleri, Soma, Yatağan,
Kemer köy Linyit ve Ambarlı Fuel-Oil Santralı
oluşturmaktadır. Hidrolik santramlar içinde ise 2400
MW gücüyle Atatürk ve 1800 MW’lık gücüyle Karakaya en
başta gelmektedirler. Keban, Altın kaya, Oyma pınar ve Hasan Uğurlu ise diğer önemli hidrolik santrallerimizdir.

İletim Sistemi

Türkiye’de elektrik enerjisi, uzun mesafede 380 kV’luk iletim hatları ile taşınmakta, orta mesafede 154 kV’luk ve 66 kV’luk hatlarla dağıtıcı trafo
merkezlerine ulaştırılmaktadır. Önceki yıllarda
kurulan 220 kV’luk hatlar zamanla toplam içinde
düşmektedir. 1995 yılı sonu itibariyle iletim
hatlarımızın toplam uzunluğu 37 000 km’yi aşmıştır.

İletim sistemi trafolarının gücü ise yine 1995 yılı itibariyle toplam 889 adet trafoda 41900 MVA’a ulaşmış bulunmaktadır. Bunlar 34.5 kV ile 380 kV arasında farklı gerilimler arasında indirici vazife
görmektedirler.

Dağıtım Sistemi

Türkiye’de elektrik enerjisinin dağıtım görevini
Türkiye Elektrik Kurumu’nun (TEK) yeniden
yapılandırılması esnasında Türkiye Elektrik Dağıtım AŞ TEDAŞ üstlenmiştir.

Ülkemizde elektrik dağıtım hizmetleri, 1996 yılı
itibariyle, TELAŞ’IN toplam 61 Müessese Müdürlüğü ve 7 Bağlı Ortaklığı kanalıyla gerçekleştirilmektedir.

Dağıtım sistemi 34.5 kV gerilimin altındaki trafo, hat ve şebeke tesislerini kapsamaktadır. Bunlar genellikle 30-35 kV, 15 kV, 10.5 kV, 6.3 kV ve 3.3 kV gerilimlerden alt gerilimlere enerji aktaran
trafolardır. Alçak gerilim tesisleri 0.4 kV üzerinden
enerji vermektedirler.

Halen ülkede 34,5 kV ve altında enerji taşıyan dağıtım hatlarının uzunluğu 635 000 km seviyesindedir. Bunun 273 bin km’si orta gerilim, 362 bin km’si alçak
gerilim hatlarıdır. Dağıtım sistemi trafolarının
toplam gücü ise 43000 MVA mertebesine yükselmiş
bulunmaktadır.

Elektrik sektöründe gelişim planı ve yatırımlar

Nüfus artışı, kırsal kesimden kentlere göçle artan şehirleşme, hızlı sanayileşme ve kişi başına GSMH artışı ile elektrik talebi de hızlı şekilde
büyümektedir.

Bugün 63 milyon dolayında olan nüfusun önümüzdeki dönemlerde de yılda ortalama yüzde 1,5-2 arasında artarak 2000 yılında 69 ve 2010 yılında 78 milyon kişiye ulaşacağı, şehir nüfusunun oranının yüzde 70’i aşacağı tahmin edilmektedir.

Enerji talebinin de ekonomik büyüme ve nüfus artışına paralel olarak şehirleşmenin getireceği ihtiyaçları karşılayacak şekilde gelişmesi gerekmektedir.

İlgili kamu kuruluşları tarafından yapılan son
elektrik talep projeksiyonlarına göre 1995 yılında 86
milyar kWh düzeyinde olan elektrik talebi 2000 yılında 130 milyar kWh’e, 2010 yılında 260 ve 2020 yılında 500 milyar kWh’e ulaşacaktır. Bugün 14000 MW düzeyine bulunan puant güç ihtiyacı ise 2000 yılı için 22000 ve 2010 yılı için 44000 MW olarak öngörülmektedir.

Bu bakış çerçevesinde üretim sisteminin kurulu gücü 2000 yılı için 30000 MW, 2010 yılı için 60000 MW ve 2020 yılı için 100000 MW olarak planlanmaktadır. Bu sistemin ortalama yedekli üretim kapasitesi ise 2000 yılında 147 milyar kWh’e, 2010 yılında 300 ve 2020 yılında 560 milyar kWh’e ulaşacaktır.

Enerji talebindeki bu trend devam ettiği takdirde, halen yatırımı süren santrallerle üretilecek enerji önümüzdeki beş yılda ihtiyacı karşılayamayacaktır.

Benzer Makaleler

Yorum yapılmamış