Archive for Nisan, 2007
Teneke - özet
Nisan 29th, 2007 • 1 comment kitap-özeti
Kasabanın kaymakamı yoktur.Tahrirat katibi Resul Efendi kaymakam vekilidir. Çeltik ekme zamanı gelmiştir. Çeltik ağaları, Hazırlatmış oldukları çeltik yasasına uymayan “Çeltik Komisyonu Raporu”nu Tahrirat katibi olan Resul Efendi’den onaylamasını isterler. Görevini kötüye kullanmak istemeyen Resul Efendi raporu imzalamaz. Bunun üzerine Ankara’ya ve Adanaya Resul Efendi aleyhine telgraflar çekilir, görevini yapmadığı ileri sürülür ve Resul Efendi adına bir çok yalanlar uydurulur. Aynı zamanda Resul Efendi’de sıkıştırılıp tehdit edilir. Read more »
Yüksek Ökçeler - roman incelemesi
Nisan 29th, 2007 • kitap-özeti
KITABIN ADI Yüksek Ökçeler
KITABIN YAZARI Ömer SEYFETTIN
YAYINEVI VE ADRESI Serhat A.S. Nuruosmaniye cad. 3/1 Cagaloglu / ISTANBUL
BASIM TARIHI
KITABIN YAYIM MAKSADI Yazarin kendi düsüncelerini insanlara aktarmasi.
KITABIN ÖZETI : Read more »
Ankara - özet
Nisan 29th, 2007 • kitap-özeti
KİTABIN ADI Ankara
KİTABIN YAZARI Yakup Kadri KARAOSMANOĞLU
YAYINEVİ VE ADRESİ İletişim Yayınları Cagaloğlu / İSTANBUL
BASIM TARİHİ 6. Basım 1983
KİTABIN ÖZETİ :
Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun“ Ankara romanı ütopik bir romandır. Bu romanda yazarın özlediği, özlemini çektiği geleceğin Ankara’sı dolayısı ile Türkiye’sidir.
Cumhuriyet inkılabı ile birlikte Anadolu’nun yeniden dirilişi yeniden yapılanması gerekmektedir. Bu yeni yapı üzerine acil bir şekilde bina inşaa edilmelidir. Bunu yapacak olanlar ise dönemin idealist vatansever insanları olacaktır. Ankara romanında ise bunu gerçekleştirecek idealist insanların verdiği mücadele anlatılmaktadır. Bu idealist insanlar inkılap hareketini özümsemiş, milli şuura sahip karakterlerdir. Bu insanlar hayat serüveni içerisinde karmaşık yollardan geçerek romanın son bölümünde bir araya gelirler. Kendi hayatlarını geleceğin çağdaş, modern, öz benliği ile çelişmeyen maddi ve manevi varlığını kaybetmeyen, değerleri ile övünen yeni Türk toplumu yaratma mücadelesi içinde geçer. Read more »
NUR BABA - özet
Nisan 29th, 2007 • kitap-özeti
Romanın Adı: NUR BABA
Yazarı : YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU
Nur Baba romanı bir Bektaşi şeyhiyle genç bir muhibbesi arasındaki aşkın hikayesidir. Roman bu aşkın sahnesini çizen bir dekorla başlamaktadır. Nur Baba dergahı İstanbul’un yedi tepesinden birinde bulunmaktadır. Her zamanki ilahili, neyli, sazlı ve içkili dem alemlerinden birine sahne olmaktadır. Bu alemler sabaha kadar sürmekte ve sofrallar çoğunlukla bir tekme ile devrilmektedir
Romanın birinci kısmında merkez Nur Baba’dır. Nur Baba söz konusu dergahın şeyhidir. Hırslı ve hoppa bir genç olan şeyh eski bir aşkını değiştirmek üzeredir. Bu eski aşkı Ziba hanım adlı Boğaziçi’nin eski şiir ve zevkinden kopup gelen bir kadındır. Ziba hanım İstanbul’un eski ve namlı ailelerinden birine mensuptur. Babası Apdülaziz devrinin zenginlerinden Safa Efendi isimli bir zattır. Çamlıca’daki köşkünde tantana ile yaşamaktadır. Tekkelerde hiçbir mürşidin yanıbaşı Ziba hanım’a Nur Baba’nınki kadar haz verici gelmemiştir. Nur Baba’ya şöhretini kazandıran Ziba hanımdır. İkisi arasında zamanında çok ateşli olan bu aşk artık küllenmeye yüz tutmuştur. Nur Baba erenler meclisinde daima yanarken, aynı zamanda daima hükmetmektedir. Etrafı gençlerden, Read more »
Bir Çift Yürek - özet
Nisan 29th, 2007 • kitap-özeti
Kitabın Adı:Bir Çift Yürek
Kitabın Yazarı:Marlo Margon
Kitabın Sayfası:232
Kitap Özeti
Amerikalı bir kadının Avustralya`dan bir arkadaşının çağırmasıyla,evini ve arabasını satıp Avustralya`ya gider.Uçaktan indikten sonra otele yerleşir ve de kendini şık göstermek için aldığı kıyafetlerini giyerek şoförü ile birlikte çöle doğru gider.Çölde kadın beyaz bir elbise giyer.Şoförü,onu Nomadik Kültüründen Aborijinilerle tanıştırır.
Başta biraz kararsız olsa da çölde uzun bir geziye çıkar.Bu yolculuk dört ay sürer.Bu süre boyunca ,çölün çorak coğrafyasında bitkiler ve hayvanlarla uyum içinde yaşamayı öğrenir.Olağan dışı insanlardan oluşan bu toplulukla birlikte yaptığı yolculukta yazar bu insanların kültürlerinin felsefesi ve bilgeliğiyle tanışır.
Yolculuktan sonra yazar kente ulaşmak için bütün bir gün yürüyüş yapmak zorunda kalır.Ormandan çıktıktan sonra otoyolu görür.Ama oradan gitmenin tehlikeli olacağını düşünerek, ormana tekrardan dalar.Biraz ilerledikten sonra, ormanın içinde bir adam görür ve ondan telefon etmek için bozuk para ister.Adam biraz düşündükten sonra parayı verir.
Birkaç sokak aşağı yürüdükten sonra eve dönmek için otobüs bekliyordu. Çocuklara telefon edebileceği bir yer sorar ve yazara iki blok ötedeki telefon kulübesini gösterirler.Yazar, ofisine telefon ederek ilk önce kendine çeki düzen verir.Birleşik Devletlere döner.
AŞK-I MEMNU - özet
Nisan 29th, 2007 • kitap-özeti
Türk edebiyatının gelişme ve değişim süreci ele alındığında; bu sürecin oluşumunda etkileyici faktörün yalnızca Osmanlı dönemi tarihsel gelişimleri değil, aynı zamanda, Osmanlı batılılaşma fikrinin çıkış noktası olan doğu-batı kültür çatışması olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Tanzimat döneminde başlayan, ve yine doğu-batı çelişkisini çıkış noktası alan, toplum için edebiyat yapmak fikri sonraki dönemlerde de gelişmesini sürdürmüşse de; boyutsal farklılıklarla toplumsal konuların ‘batılılaşma’ olgusunu irdeleme amacından uzak olarak ele alındığı ve batıda başarıyla gelişen ‘sanat’ kaygısının baskın hale gelmeye başladığı bir edebiyat fikri haline gelmiştir. Başka bir söylemle, Tanzimat döneminin “toplum için sanat” anlayışı, Servet-i Fünun döneminde yerini “sanat için sanat” anlayışına bırakmıştır. Bu değişimin öncelikli sonucu; sanatın toplum için yapılması gerektiği düşüncesinin hakim olduğu, dolayısıyla toplumsal çarpıklıkların neden-sonuç ilişkisi içinde ele alındığı dönemden farklı olarak; sanatın öncelikli olduğu fikrinin kabul edildiği dönemde kişilik tahlilleri ve karakterlerin psikolojik incelemelerinin ön plana çıkması olmuştur. Servet-i Fünun döneminin en önemli edebiyatçılarından Halid Ziya Uşaklıgil’in eserlerinden ‘Aşk-ı Memnu’, karakter tahlilleri ve psikolojik incelemeleriyle bu değişimin öncelikli örneklerinden biri durumundadır. Bu eser, yarattığı etkinin sonucu olarak filme de alınmış; fakat karakter incelemelerinin ağırlıkta olması ve dolayısıyla da yazarın anlatımının görsel iletiye aktarılmasında eserin gerçekliğine ulaşılamaması sonucu önemli farklılıklar ortaya çıkmıştır. Roman ve film karşılaştırıldığında; romanda yer alan olayların filme aktarılmamış olması kadar filme, romanın içermediği olayların eklenmiş olması da temel farklılıklar olarak ortaya çıkmaktadır.
Romanda yer alan fakat filme aktarılma konusunda zayıf kalınan temel farklılıkların çıkış noktası, romanda yazarın kendi ağzından olayları anlatmasının ve yorumlarının, filmde romanın karakterleri tarafından yapılmış olmasıdır. Romanda yazar anlatıcı durumundayken filmde evde çalışanlar anlatıcı olarak izleyicinin karşısına çıkmaktadır. Aynı derecede önemli olan, romanda yer alan ayrıntıların ve detaylı olarak ele alınan olayların filmde aynı uzunluk ve detayla ele alınmamış olmasıdır. Buna örnek, Bülent’in romanda bahsedilen çalışma odalarının filmde yer almamış olmasıdır. Aynı şekilde Bülent’in romanda çok ayrıntılı olarak işlenen okula gitme dönemi ve bu dönemde gelişen olaylar, filmde işlenmemiş, bu dönem çok kısa bir anlatımla geçilmiştir. Romanın en baskın karakteri olan Bihter’in Behlül’le ilişkisinde yaşadığı problemlerden sonra ayna karşısında kendisini incelerken hissettiklerinin, kendisiyle sevişmesinin ve kendisine aşık olmasının romanda ayrıntısıyla anlatılmış olmasının yanında; aynı olayın filme, Bihter’in kendisini beğenmesiyle sınırlı kalan kısa bir sahne olarak aktarılması, romanın filme uyarlanmasında birçok detayın göz ardı edildiği ve bazı önemli farklılıklar olduğu sonucunu ortaya çıkarmaktadır.
Romanda yer alan olayların filme aktarılmamış olmasının yanında farklılığı meydana getiren diğer bir durum da filmde, romanda olduğundan daha farklı yansıtılan olayların yer almış olmasıdır. Bu noktada ele alınacak önemli bir örnek romanın bir diğer karakteri Matmazel de Courton’dur. Romanda asıl görevi Nihal ve Bülent’in eğitimleri olan Matmazel, filmde çocukların eğitimiyle romanda vurgulandığı kadar çok ilgilenmemiş; romanda çocuklar için bir eğitici profili çizmekte iken filmde daha çok bir dadı rolünü üstlenmiş olarak izleyicinin karşısına çıkmaktadır. Bu örneklerin yanında, çok daha önemli bir farklılık olarak beliren olay, Matmazel’in Nihal’e sunduğu, adaya halasını ziyarete gitme teklifidir. Romanda Matmazel’in, eve Bihter’in gelişi konusunda tartışmaların yaşandığı zamanda, ortaya attığı adaya gitme teklifini hemen kabul etmeyen Nihal, filmde aynı teklifi sevinçle hemen kabul etmiştir. Farklı olarak romanda Nihal’in duygusal durumu ayrıntısıyla ele alınırken filmde, eve Bihter’in gelişiyle değişen değer yargıları ve özellikle Nihal’in yaşadığı çelişki ve zorluklar, çok kısa olarak ve daha olumlu bir yaklaşımla işlenmiştir. Bu kabullenmeye örnek olacak başka bir olay ise, romanda uzun ve sorunlu olarak işlenen Nihal’in Bihter’le yaptığı çarşaf alışverişidir. Bu olay filmde çok kısa bir sahne olarak yansıtılmış, romanda detayıyla işlendiği şekilde, çarşafın renginin sorun oluşuna değinilmemiştir. Her ne kadar ayrıntı olarak kabul edilebilecek olsa da, Bihter’le Nihal’in arasında romandaki ana karakterleri ve ilişkilerini, bunun yanında olayların akışını etkilemiş olması bakımından; çarşaf alışverişi konusunun detaylar ele alınmadan kısa bir şekilde işlenmiş olması, roman ve filmin arasında önemli bir farklılığın ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Daha önemsiz bir detay olarak kabul edilebilecek olmasına karşın, filmde Behlül’ün Kette ile ilişkisi ve onun yanına gitmesi çok kısa bir sahne olarak yansıtılmış; romanda bu olayla ilgili olarak vurgulanan sebep ve gelişmeler ayrıntısız olarak, özellikle de Behlül’ün düşünceleri ele alınmaksızın ortaya konmuştur.
‘Aşk-ı Memnu’ romanının filme uyarlanmasında örneklenen ‘bir romanın filme uyarlanması’ konusu; bu çeşit uyarlamaların, en titiz çalışmalarda dahi, romandan farklı bir karakter çizeceği, diğer bir anlamda temel bazı farklılıkları doğal bir sonuç olarak içereceği gerçeğini ortaya çıkarmaktadır. Önemli olan nokta şudur ki; karakter tahlilinin geniş yer tuttuğu bir romanın beyaz perdeye uyarlanmasında ele alınması mümkün olmayan birçok ayrıntının değinilmeden geçilmesi; olay akışını olumsuz yönde etkileme ve izleyiciye okuyucudan daha farklı iletiler sunma gibi sonuçların meydana çıkması bakımından önemli farklılıklara sebep olmaktadır. Bu sonuçlar, romanların filme uyarlamalarında yazar-okuyucu arasındaki iletişimin sağlanmasının mümkün olmaması gerçeğinden doğmaktadır. Romancının, özellikle psikolojik nitelikli romanlarda konuyu okuyucuya yalnızca olaylar bütünü olarak değil, aynı zamanda olayın kişilerinin duygusal devinimleri ve onların analizleri olarak aktarıyor olması; film uyarlamalarının romanın kendisini ve onun okuyucuda yarattığı izlenimi yakalamasının mümkün olamayacağı gerçeğini ortaya çıkartmaktadır. Bu nedenledir ki; Aşk-ı Memnu romanı ve onun filme uyarlanması örneğinde de görüldüğü gibi, romanın kendisi ve filme uyarlanmış biçimi arasında büyük farklılıklar ortaya çıkmaktadır.
Sait Faik’in hikayelerindeki fakir halk tiplemelerinin tahlili
Nisan 29th, 2007 • kitap-özeti
HİKAYELER ve TİPLER:
1- Gün Ola Harman Ola (Son Kuşlar) ——- Mercan Usta
2- Barba Amtimos (Son Kuşlar) ——– Barba Amtimos
3- Karanfiller ve Domates Suyu (Mahalle Kahvesi) —— Kör Mustafa
4- Hallaç (Mahalle Kahvesi) ——– Hallaç Baba
5- Sakarya Balıkçısı (Mahalle Kahvesi) ——– Muharrem
6- Kestaneci Dostum (Mahalle Kahvesi) ——– Ahmet
7- Sinağrit Baba (Mahalle Kahvesi) ——– Sinağrit Baba
8- Falcı Matmazel Todori (Havada Bulut) —– Falcı Matmazel Todori
9- Ağıt (Son Kuşlar) ——– Apostol
10- Baba Oğul (Mahalle Kahvesi) ——– Baba
Tuna ‘dan Uçan Kuş - özet
Nisan 29th, 2007 • kitap-özeti
KİTAP ÖZETİ
Kitabın Adı: Tuna ‘dan Uçan Kuş
Kitabın Yazarı: Gülten DAYIOĞLU
Olayın Geçtiği Yer: Tuna nehri kıyısı, Nemçe Sancağı sınırları (Pirak çiftliği).
Read more »